img01

Hüzün Doğrama Cemiyeti'nden

Dün Az Kalsın Yaşıyordum, Öyle Korktum Ki...
| 166 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 20 cm

'Üzne Git

img01

BYYY

Bedenlerinizde Yaşayacak Yer Yok
| 166 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 13 x 19 cm
'Üzne Git

img01

Yeni |'ahiyler

Şifreleridir hümanizmamın bunlar insan şeytana Övgüyü de sövgüyü de başka türlü anlatamayacağım
'Üzne Git

img01

Kuşsal Kitap

Acıdan makaraya gidiyorum, toplum ipimde kendim asarsın
'Üzne Git

img01

Yeraltından Kaldırıma...

Yeraltından Kaldırıma Çıkan Bir Kaldırımaltı Yürüyeni
'Üzne Git

img01

Gözlerimi Kısıp

Gözlerimi kısıp, doktorun biraz şaşkın bakışlarının tereddüt halinde bekleyen b.akışlarında biraz durup, sağlıklı bir deli raporu alma ihtiyacındayım, dedim,
'Üzne Git

img01

İnce Kutularının...

İnce kutularının sol çaprazında; görevlinin hemen yanında durmuş bir süre raftakilere dikkatle baktıktan sonra; seçim yapamıyorum, diye mırıldandım,
'Üzne Git

img01

İnsan, İnsan Birimiyle

İnsan, insan birimiyle kurulmuş tam rekabet piyasasında bir üründür şimdi.
'Üzne Git

img01

Küçük Ablamın...

Küçük ablamın boğazını kestiğim gecenin sabahı limanın hemen yanındaki
'Üzne Git

img01

İntiharsal::

İntiharsal: Yaşama Karşı Orantılı Güç Kullanımı
'Üzne Git

img01

Neşter İn:segrali

Bütün içinden neşter vergisi ile insan alma
'Üzne Git

img01

İntiharsal Feno::menoloji

İntiharsal Fenomenolojinin Lojistik Önemi Ve Merleau-Ponty Algı-Beden-Belediye Otobüsü Nakliye Şirketi
'Üzne Git

img01

Lininn

Lininn::özgürlük yüklenicisi asılmış yönetim planlamacısı
'Üzne Git

img01

'üzün Gelecek

'üzün Gelecek
'Üzne Git

img01

'üzün Gelecek

'üzün Gelecek
'Üzne Git

Hüzün Doğrama Cemiyeti Genel Kurulundan:

Muadil Cemiyet Kayıtları

Kendime gidiyorum, Durduğum yerde bulursunuz

 

Küçük ablamın boğazını kestiğim gecenin sabahı limanın hemen yanındaki bir sır. ile limanın hemen yanındaki bir sıranın kenarında durmuş g.özlerim arkalarda beklediğime doğru bakmaya çalışırken bir yandan da ileriye denize doğru bakmaya çalışıyor; arkamda, omuzlarımda da sanki gözlerim varmış:: bakıyormuşum gibi orada durduğumu düşünmeden edemiyordum. Hemen iki adım ilerideki denizden ince bir neşter kesiği rüzgâr dudaklarıma dokunuyor, hava biraz serinleyecekmiş gibi duruyordu. Arkamda, beklediğime yakın telaşsız bir kaç adım duyunca:: başımı çevirdim, baktım; düşünmeye çalıştım, hafifçe gülümse-
meye çalıştım: gelmişti. Simsiyah saçlar ve yoğun deniz yeşili gözler:: sanki tamamen bu ikisinden ibaret yüzü: gözlerinin yoğun zeytin-i yeşili o kadar yüzünde ön planda ki yüzüne kısa bir an bakan artık başka bir şey hatırlamıyor: ne alnını ne dudaklarının biçimini ne çenesinin biçimini görüyor:: bütünüyle bu iki şey onu hatırlatmaya yetiyor: simsiyah saçlarıysa bunu kapatan çizgisiz bir çerçeve sanki. Onu ilk gören ve konuşmaya başlayan her ins.an gibi önce gözlerinden bir şeyler söylemek istedim bir an: aklıma ilk bu geldi:: sonra sır.a ve sıraya doğru baktım, belinden tutup, dudaklarından öptüm ve gülümsemeye çalışıp: epey güzel bir gün dedim, umarım yağmur yağmaz, geç kaldın yine, sırada biraz oturalım mı, yoksa mezgit mi yesek şimdi? Gözlerini hafifçe kırpıp bütün söylediğim şeylerin önemsiz olduğunu anlatan bir gülümsemeyle; mezgit, dedi, dediğin yer şurası mı? Hafif nemli sıranın üzerine bıraktığım çantama uzandım, sır.adan yavaşça ayrılan çantanın biraz direnen ıslak sesini duydum; evet orası dedim, biraz ileride limanın sol yanındaki bir yeri işaret ederek; deniz kenarında bir masa buluruz, roka salataları da çok hoştur. Gülümsedi, boğulmamaya çalıştım, gülümsedi göz kapaklarımdan yardım istedim, ilerideki yere doğru yürürken denize doğru bakıyorduk, nemli ve gözleri kesilmiş gibi görünen ve bir nemli görünen ya da nemli görünen bir ya da nemli görünen bir martının denize alçalışını gözlerimle takip ediyordum ki, gelirken bir kediciği ezmişim, dedi, küçük bir çocuk haykırmaya başlayınca fark ettim, hemen durdum sonra, mahkeme binasının he...

<Doğru bir insan toplum düzenine aykırıysa, Yanlış bir insan insan düzenine uygundur />

 

Biraz yaşamaya ihtiyacım var hayatım,  |G|A|N|G|S|T|E|R|İ|M| olur musun…

Biraz yaşamaya ihtiyacım var hayatım,  |G|A|N|G|S|T|E|R|İ|M|  olur musun…? Çok mutlu bir insan mı olmak istiyorsun, sen al bu insan denen meçhullerin bıraktığın hüznü, giyince açılır merak etme. Biraz yaşamaya ihtiyacım var diyorum, |G|A|N|G|S|T|E|R|İ|M|  olur musun…? Biraz intiharsala ihtiyacım var hayatım, yaşam koçum olur musun…? Çok hüzünlü bir insan mı olmak istiyorsun, sen al bu neşeyi, dejenere topluma gülümseyince sökülür merak etme.  Biraz yaşamaya ihtiyacım var diyorum…|G|A|N|G|S|T|E|R|İ|M|  olur musun.

|… Yaşamın hiç acıtmayacağını söylüyorlar, güya evrende her şey olumluymuş, astral seyahat kamuya dair ücreti içinde bir ulaştırma hizmeti olmuş ta, evrene olumlu yaşam göndermeliymişim, intihardan önce duyduğum acı dahi yaşama dairdir, sen bu sahtelenmiş yaşamı al, her bedene uyar, uymazsa intihar et gel, dünya açıksa değiştiririz. İntiharın çok acıtacağını söylüyorlar, güya yaşamda her şey evrenmiş, insandan insana önyargısız seyahat kamuya dair ücreti dışında bir istasyon hizmeti olmuşta yaşama olumlu evren göndermeliymişim, intihardan önce duyduğum acı dahi yaşama dairdir, sen bu sahtelenmiş yaşamı al, her bedene uyar, uymazsa intihar et gel…dünya açıksa değiştiririz.

|…Ağaç sesinde yeşeren kadın sesi duyduğumda hep korkarım çünkü hiç ağaç sesinde yeşeren kadın sesi duyamam, yaşamımın kökenleri acılarımı tükenmez kalemle yazdığım zamana kadar iner, sen tükenmez kalemini kapat, seni hemen arıyorum. Tanrının sesini duyduğumda hep korkarım çünkü hiç tanrının sesini hemen ve hemen duyamam, intiharımın kökenleri yaşamımı tükenir kalemle yazdığım zamana kadar iner, sen tükenmez kalemini kapat, seni hemen arıyorum.

 

Ey insan denen meçhuller:
6.76. İntihar rakamları arttıkça toplumdaki en büyük kazanım tramvayda açılan bir kişilik yer olduğu için bütün tramvaylar boşken cennete gider.

BİLİNÇAKIŞI Blu No.6.2:
6.1 | Yaklaşır, gözlerini değiştirir, iki karga, ön taraftaki masanın üzerine iki göz bırakır…
Kısaydı, gözlerimi değiştirdim… İki bergamotu masanın üzerine bırakır…
Uzakta bergamot kokusu… Numarasız göz kullanıyorum…
Sol yanından cam gıcırtısını getirip-duyurur…
 Yakınlarda gözlüksüz sesler…
İki plastik çalı getirir düşünceli bir tavırla…
Taze çalı hışırtısı…

6.2 | Öğleden sonraydı sanırıntamsı.
6.3 | Öğleden sonraydı sanırımtamsın.
6.4 | Öğleden sonraydı sanırsıntamsın.
6.5 | Uzaklarda martı çağıltısı.
6.6 | Numarasız m.artı kullanıyorum. 6.7 | Ökyüzünde sedef gölgeleri. 6.8 | Babilin asılmış yağmurları. 6.9 | Yerde kıpırtısız.lanan çimenler. 6.10 | Lavantamsı yağmur acılığı. 6.11 | Lavantalanmış d.izimde keskinlik. 6.12 | Yanan keskin acılık. 6.13 | Uzakta bergamot bakışı. 6.14 | Numarasız göz kullanıyorum. 6.15 | Ağaçtan portakal düştü. 6.16 | Dünya durdu. 6.A DİYEZ | Portakal ileriye yuvarlanıyor. 6.B DİYEZ | Dünya duruyor. 6.C DİYEZ | Portakal dönüyor ileriye. 6.D DİYEZ | İlerisi durdu. 6.E DİYEZ | Dünya dönmeye başlıyor. 6.F DİYEZ | Başım dönüyor sanırım. 6.A DİYEZ | İlerleyip portakala dokunayapraklanıyorum. 6.16.1 | Eğildim, bergamot kokusu. 6.16.2 | Numarasız göz kullanıyorum. 6.16.3 | Doğruluyorum, bergamot kokusu. 6.16.4 | Numarasız göz kullanıyorum. 6.16.5 | Uzakta bergamot kokusu. 6.16.6 | Portakal gözlerime uzanıyor. 6.16.7 | Numarasız göz kullanıyorum. 6.16.8 | Sesler görüntüyü sınırlamaz. 6.16.9 | G.ö.rüntüyü duyuyorum. 6.16.10 | G.ö.rüntüler sesleri sınırlamaz. 6.16.11 | Sesleri g.örüyorum. 6.16.12 | Uzaklarda martı çağıltısı. 6.16.13 | Numarasız martı kullanıyorum. 6.16.14 | Baktıkça gözlerim uçuşuyor. 6.16.15 | Dizim yanıyor. 6.16.16 | Lavanta doğama takıldı. 6.16.16.1 | D.i.zim ıslanıyor. 6.16.16.2 | Tanrıyla konuşmuş: ateşin icadından önce cehennem serindi çocuğum, hadi al mavi hırkanı yanına. 6.16.16.3 | Düştüm çimenine lavantanın. 6.16.16.4 | Alnımda ezilmiş yapraklar. 6.16.16.5 | Tozlu tadı dudaklarımda. 6.16.16.6# | Tozlanmış doğa şekeri. Olabildiğince yeşilimsi şekersizlik. Yağmış lavanta ıslaklığı. Kurumamış lavantalanan çimen. Uzaklarda martı çağıltısı. Numarasız martı kullanıyorum. Limoni adaçayı kokusu. Lavanta demlenmiş çimenler. Dizim yanıyor hala. Doğaya düştüğüm düşsüzlükteyim. Dümdüz görünen gökyüzü. Gökyüzü düzlüğünde halkalar. Bulutlar mavinin içindedir. Başım çimenlerin arasında. Bedenimin düzlüğünde koşuyorum. Düşüncelerim sıralandıkça duruyorum. Bedenimin düzlüğü çimenlendi. Dirseklerim yanarak yeşeriyor. Doğrulamıyorum, dünya doğrulmuş. Uzaklar doğrulduysa uzaklaşamam. Uzaklık doğrudan görünür. Doğruluk yanlışlıkla doğrultulmuşsa. Uzaklık yanlışken doğrulur. Yakınlık uzaklaşırsa, uzaklaşıyor. Uzaklık yakınlaşırsa, yakınlaşıyor. Uzaklarda martı çağıltısı. Numarasız martı kullanıyorum. Dişimde lavanta gıcırtısı. Bir haftadır yürüyor. Lavantada bir yiyecekte. Acı lavanta pastası. Portakal kabuğundan krema. Şekeri demlenmiş çimen. Sıvısı yağmur kapaklı. Bulut süzülmüş demliğime. Demlenmeden gökyüzüydü. Gökyüzü süzülmüş demliğime. Demlenmeden demliydi. Dizim ıslandıkça yanıyor. Hareketlenemiyorum, duruşum acıyor. Konuşamıyorum kelimelerim sızlıyor. Bakamıyorum görüntüler duyulmuyor. Kaynatılamıyorum, ruhum buharlaşmıyor. Spazmlanamıyorum, beklentim durmuyor. Hastalanamıyorum, sağlığım bozuluyor. İçim keseciklerle dolu. Çekirdekli bir çekirdeğim. Kabuklarım soyularak giyiniyorum. Yanamıyorum, buzlarım donuyor. Düşemiyorum, tansiyonum düşüyor.
Düşevedüşünemiyorum, tansiyonum çıkıyor.
Serinletici ateşte üşüyorum. Alevleri buzlarımı karlandırıyor. İnsan sanayiinde yararlanılıyorum. Tüketilmemde sakınca yok. Düşüncelerimden konserve olabiliyor. İnsan mutfağında eşsizim.
Kümes insancıklarıyla pişirilebiliyorum.
İnsan familyasından kuşum. Yapraklarım kanat kenarlı. İnsan familyasından masayım.
Çekmecelerim iki gözlü.
Çok yüzlü insan familyasından masayım. Gözlerim iki çekmeceli.
Kendime çekemedim seni hiçbir zaman, çünkü her defasında açılan sen ve
senin kapanmak isteyen çekmecelerin.
Durdukça, hareketlenmek sızlar. Uçaktan düşmüş. Bir şey olmamıştı. Uçakla beraber düşmüş. Bir şey olmayacaktı. Uçak düşmeden düşmüştü. Uçak düşüşüyle düşmüş. Uçağın içindeki dışarısındaymış. Gördüm, lavantakokusutadıacıyaprağını. Duydum, duyduğummartıkanadıgörüntüsünü. Dokundum, burukyanığıdizimçimenine. ( Diyorum ya…) Ağıt üzerine beyaz harflerle yazıyorum…
Başkasını kullanıyorsun. Konuşmak için başkasını. Konuşmak kullanmaktır. Başkasının sessizliğini kullanıyorsun. Başkasının kelimesizliğini kullanıyorsun.  Başkasının kelimesizliğini çalıyorsun. Başkasının sessizliğini çalıyorsun. Sessizliği çalıyorsun. Çalıyorsun, çalıyorsun.
Sen senden hırsızsın. Kendini başkasından çalıyorsun. Toplumda konuşmak kullanmaktır. Başkasının sessizliğini kullanıyorsun.
Sessizliğinizi kullanabilir miyim?
Başkası bilmiyor kelimesizliğini. Sessizliğinizi kullanabilir miyim? Sessizliğini yönetiyorsun. Sessizliğinizi susabilir miyim? Konuşmak sessizlik kullanmak. Sonra insanları kullanıyorsun. Sonra gerçeklerini kullanıyorsun. Gerçek düşle açılıyor. Sonra düşlerini kullanıyorsun. Düş gerçekle sağlamlanıyor. Düş gerçekte susar. Ne kullanıyorsun bilmiyorum. Uzaklar çağıltı martısı.
İnsan neyin kısalt-ması.
İnsan neyin kısaltması. Numarasız ins.an kullanıyorum...

 

 

Neşter Öpen Ayrıstraplı  G|A|N|G|S|T|E|R ve Hafif  Davalara Bakan Ağır Ceza Yargıcı

G|A|N|G|S|T|E|R dedi ki demedi: Üzüldüm, şu an yaşamış olsaydı daha doğmamış olacaktı.
Hafif Davalara Bakan Ağır Ceza Yargıcı dedi ki demedi: Topu topu kullanacak iki eşyası vardı, bir kendisi, bir de diğer insanlar.

6.82. Yaşamına hiç keskin sirk atıldı mı dostum, az önce çocukluğumdan altı defa attılar: ağ:lamamak için kendimi zor güldürdüm. Yaşamına hiç keskin çocuk atıldı mı dostum, az önce sirkimden altı defa attılar: ağ:lamamak için kendimi zor güldürdüm.

|.. İlk gülümsemede çeken şeye yaşam denir, ilk kurulamada çeken şeye intiharsal, o yüzden doğduklarında g.örülmemiştir küçük çocukların gülümsedikleri,  iki yüzlü dünyayı bedenime doldurup intiharsala göz dolusu gülümsesem bedenim çeker mi sayın doktor, hayır efendim çekmez, çekerse geri gel faturan varsa değiştiririz. İkinci gülümsemede çeken şeye yaşam denir, ikinci kurulamada da çekmeyen şeye intiharsal denir, o yüzden doğmadıklarında görülmemiştir küçük çocukların gülümsedikleri, intiharsala göz dolusu gülümsesem bedenim çeker mi sayın doktor, hayır efendim çekmez, çekerse geri gel bedenin yanındaysa değiştiririz.

|..Garantisi dışında taksitli fiyatına peşin satılan şeye ay.rılık denir çocuğum, yaşamına fazla gelse de bu hediyesi insan paketli ayrılığı bir kez alırsın, iyi kullanırsan yaşamın boyunca ayrılırsın. Bozuk çıkması fiyatına dahil: peşin fiyatına taksitli satılan şeye yaşam denir, intiharına fazla gelse de bir kez alırsın, iyi kullandırılırsan intiharın boyunca ayrılırsın.

 

Ey insan denen meçhuller:
Satın aldığım bilgi arızalı çıktı, ilk bilgisizliğimi geri alamaz mıyım…
Nasıl bir dünyada kaldığımı otelciye sordum, müşteriler gidene kadar biraz bekleyin, dedi.

BİLİNÇAKIŞI Blu No.6.3:
Kısaydı, konuşurken yürüyorduk. Tavana asılmış güneşler. Babil’in asılmış yaprakları. Yerde kıpırtısız çimenler.
6.1 | Kısaydı, konuşurken yürüyorduk. 6.2 | Tavana asılmış güneşler. 6.3 | Babil’in asılmış yaprakları. 6.4 | Yerde kıpırtısız çimenler. 6.5 | Kahveme damlatılan salyangoz. 6.6 | Kesilmiş bilinç kırıntıları. 6.7 | Yanmış göz özleri. 6.8 | Dudağıma konan linç. 6.9 | Gangster ve hüzüntüredi. 6.10 | Tanrıyla konuşmuş. 6.11 | Üzüntüvana kuşları açıldı. 6.12 | Açıldı ruhumdan,  Güneş.  6.13 | Yürüyoruz koridor boyu. 6.14 | Altımızda bir kişiydik. 6.15 | Sessizce yürümemizi bekledik. 6.16 | Yaklaşıyoruz güneşsiz tavana. 6.A DİYEZ | Sessizliğimiz sararıyor. 6.B DİYEZ | Dilimde eflatuni hışırtı. 6.C DİYEZ | Yanık çikolatamsı kakao. 6.D DİYEZ | Limon kabuğumsu acılık. 6.E DİYEZ | Yaklaştık, diyorum. 6.F DİYEZ | Sessizliğimize uzaklaşıyoruz. 6.G DİYEZ | Yaklaştık, diyorum. 6.A DİYEZ | Koridora yaklaşıyoruz. 6.16.1 | Koridorla uzaklaşıyoruz. 6.16.2 | Ardımızda dar oda. 6.16.3 | Duvarda başkan resmiydi. 6.16.4 | Yerde kırık sandalyeydi. 6.16.5 | Kırık madalyalar düşmüştü. 6.16.6 | Kırık hava düşmüştü. 6.16.7 | Masada kâğıt; düşmüştü. 6.16.8 | Küçük sandalye vardı. 6.16.9 | Duvarda duvar vardı. 6.16.10 | Duvar sağlamlığı vardı. 6.16.11 | Sağlamlığın sessizliği vardı. 6.16.12 | Sepsessiz kızıltunç limonküfü. 6.16.13 | Gözlerimiz buruklaşıyor. 6.16.14 | Güneşin küfleri damlıyor. 6.16.15 | Sapsarı kızıltunç sessizliği. 6.16.16 | Donuk eğreltiotu kokusu. 6.16.16.1 | Güneş ışığında paslanmış. 6.16.16.2 | Paslanan çayır sessizdir. 6.16.16.3 | Küf sesinde konuşur. 6.16.16.4 | Paslanan kelime gürültüdür. 6.16.16.5 | Gıcırtı sesinde susar. 6.16.16.6# | Paslanmış çayır demirleri. Küf teninde dokunuyor. Üzüntüredi hüzünlenişiyle. Üzücürümündür h’üznünü neşterleyişin.  Bütün eşyaların iki köşesi vardır, bir kullanan, bir kullanılan. Yaklaştık kapıya. Sessizliğinizi kullanabilir miyim? Birimiz düşüyor. Düşüyorum. Yaklaştık paslanmış çayıra. Sessizliğinizi kullanabilir miyim? Birimiz düşüyor. Düşüyorum. Adım atıyoruz kapıdan. Birimiz düşüyor. Düşüyorum. Çıkıyoruz küflü güneşe. Birimiz düşüyor. Düşüyorum. Güneş tenime dokunuyor. ( Diyorum ya…) Ağıt üzerine beyaz harflerle yazıyorum… Tenim limoni yanıyor. Yaşamı çok acıtmış olmalılar ki nefes aldıkça sürekli canımı yakıyor. Birimiz düşüyor. Düşüyorum. Koridordan uzaklaşıyoruz. Koridorla yaklaşıyoruz. Bütün eşyaların iki köşesi vardır, bir kullanan, bir kullanılan. İleride çayır küfleri. Küfler çayır kokuyor. Birimiz düşüyor. Düşüp kalkıyorum. Aklını başına topladı ve köprüden iki bin metre aşağılara atladı. Her yan sessizce. Karanfilli anason sessizliği. Her yan sesimce. Karanfilli anason dilimde. Susadım sanırım. Yaprakta limon damlası. Uzanıp içiyorum. Grimsi sus sarılığı. Gökyüzünde bekletilmişçesine acımsıtatlı. Böğürtlenen limoni rüzgâr. Kokusu dudaklarımda. Yaprakta limon damlası. Uzanıp içtim. Ardıçımsı su keskinliği. Çimenlerde bekletilmişçesine tatlımsıacılık. İslenen nane burukluğu. Yaprakta limon damlasıydı. Dilimde kelimesiz mineraller. Kelimelerimde mineralsiz sessizlik. Sessizlik mineral taşır. Kelimeler mineral eritir. Tanenleri hafif ardıçımsı. Mazı meşesi acılığı. Birimiz düşüyor. Düşüyorum. Susuz her yan. Yapraklardaki damlalar kuruyor. Yaprakta limoni damla. Uzanıp içiyorum. Mürdümümsü acı menekşe. Dilimde ardıçımsı burukluk. Kapı zilleri olan insanlara basmayın. Geriden sesler duyuyorum. Geride sessizlik bırakıyorum. Bir hayli geç olmuş erken bir saat.  Birimiz düşüyor. Düşüyor doğruluyorum. Dizimde çimen dokunuşu. Masa kenarı sızısı. Sızıda açan çimenler. Harmanlandı dokunuşum kokusuna. Keskin çimen kokusu. Morumsu limoni çayır. Paslanmış sarımtırak çimenler. Gördüm, meşelenenlimonküfükokusutadının sessizliğini. Duydum, gıcırdayanardıç sarılığını. Dokundum, küfteki gıcırtıya. Altımızda düştük. Yürüyorum. Gitmem için ortada kalacak bir sebep var.

 

Elimde Bed:enim, Onu Asmadan Önce Korkuyla Kendime Baktım Durdum.

Elimde bedenim, onu asmadan önce korkuyla kendime baktım durdum. Nasıl kurtulabilirdim ki bedenimden ya da nasıl kurtulabilirdim bedenli bir yaşamdan. Geride bir şeyler mi bırakmalıydım:: olurda bedenlerinden kurtulmak isteyen başkaları da olur diye. Bunu bilmiyorum ama bedenimden kurtulmam gerektiğini bilmeleri gerekiyordu, kendilerinin kendilerinden kurtulmalarını bilmeleri gerektiği gibiydi bu da bütünüyle. Bunları karalamanın ne anlamı var, hep diğer tarafta bunları okuduğunu düşünen bir siz var ve o size hitap ederek bir şeyler karaladığını düşünüyorsun. Ne büyük bir yalan, diğer tarafta siz diye bir şey yok, bu karalamaları okuyan sen de o sizden birisi değilsin, sen o sende değilsin. Ve sen o sen değilsin. Aslında hitap edebildiğim hiç kimse yok, ne büyük bir acı bu, elimdeki bütün kelimeleri beyaz bir duvara atıp duruyorum işte, bir an önce bütün harflerin kırılması için, bir an önce bildiklerimi harflerle beyaz kağıt üzerine doğrayabilmek için.
Oysa epey küçük bir çocukken bir şey yazınca birilerinin diğer tarafta, şu an bu karalamalara bakan birisinin olduğu ya da olabileceği gibi:: düşsel birisi olduğunu düşünür, biraz daha bir şey karalamak isterdim, oysa düşünde neşter unutulmuştur:: oysa düş kurmak acı bir şeydir, elindeki en keskin gerçeklerle bunu devam ettirmek zorunda kalırsın. Bu da önce dilini, sonra bedenini bir neşterle keser, öylece durur bakarsın, neden, neden seslenebileceğim hiç kimse yok diye. Bununla yüzleştim artık dostum, acı verse de, pişmanlık duysam da, korku duysam da seslenebileceğim hiçbir beden yok. Çünkü bedenlerine hapsolmuş bir toplumdan, acıma iadeli taahhütlü ilaç bekleyemem, ruhuma düş bekleyemem. Çünkü düşümde neşter unutuldu::çünkü unutanı hatırlamıyorsun.
Olmayan bir kimseye buradan bir iletişmeme denemesi belki de bunlar, hüzüntüredi boğaz kesiğim yaşam:: olmayan birisine neden olmadığını sormama arayışları işte, bir gün bir yerlerde yayınlanmasının da bir önemi var mı, hayır hiçbir biçimde bunun da önemi yok, yayıncılardan da oldum olası nefret etmişimdir nedense:: kelimeleri makineymiş gibi kullanan insan görünümleridir hepsi de, yayıncılar: kelimesayar algı izmaritleri bütünüyle.
Hala ne karalayacağıma, neye ya da nasıla nasıl başlayacağıma karar vermişte değilim açıkçası, buraya kadar bakıp ta hiçbir şey anlamayanlar, bunlar.dan sonrasına hiç bakmasınlar, çünkü anlamasını istediğim hiç kimsenin olabileceğini de düşünemiyorum ki, diğer taraftaki sizimi kaybettim toplumda, ne anlatabilirim ki. Yazdıklarım nereye gider onu da kestiremiyorum ki, biraz geride ne karaladım onu da şu an kestiremiyorum ki, şu biçimde mi başlasam yoksa; sen ordaki olmayan kişi, bu satırları karalayan kişi, kendi yöntemlerince bedeninden kurtulmaya karar verdi ama sen sakın bunu deneme, bu bedenine zarar verir, uslu uslu bedenini topluma katla ve pek önemli birisi olmaya çalış, parklara zarar verme, vergini öde, kendinin bir çok insandan üstün olduğunu düşün olabildiğince. Bunları yaparsan birbirini boğazlayan toplumunda biraz daha yukarıya doğru ilerlemiş olursun, nefesin açılır; biraz daha kendini yukarıdan atmış olursun. Ya da şu biçimde mi başlasam:: sen, ordaki, sana diyorum hey, sağına soluna bakıp durma, direk bu satırlara bak in.san gibi, harflere bakacak kadar insansın ya sonuçta. Bedenimden kurtulmaya karar verdim biliyor musun, cevap verme insan görünümü, cevabını ne duyabilirim ne anlayabilirim, ikisini de yapmış olsam hiçbir önemi yok. Hiçbir önemi olmadığının; başkası için hiçbir öneminin olamayacağının farkında mısın, şimdi bu kağıdı, dijitali ya da adı her ne zıkkımsa onu bırak ve git biraz dolaş, bedenini başka bir bedenin olan masaya, kapılara, duvarlar vesaireye vur, ne kadar yalnızım farkında mısın; yalnızlığımdan, olmayan seni dahi yok etmeye çalışıyorum…

 

                                                    

 

 

 

 

 

 

 

 

Hüzün Doğrama Cemiyeti Rapor 6.6.2

Yeni Yayınlar

Hüzün Doğrama Cemiyeti

Bedenlerinizde Yaşayacak Yer Yok

Yeni | 'ahiyler

Kuşsal Kitap

Hüzün Doğrama Cemiyeti

partners partners partners partners

Hüzün Doğrama Cemiyeti Genel Kurul Tutanaklarından:

İş bu alttaki önizlemeler kısa intiharsal olup devamı cemiyet kaydından muzdarip olacaktır :

img01

Hüzün Doğrama Cemiyeti | Yayınları

img01

Hüzün Doğrama Cemiyeti | Yayınları

img01

Hüzün Doğrama Cemiyeti | Yayınları

img01

Hüzün Doğrama Cemiyeti | Yayınları

Hüzün Doğrama Cemiyetinin üç aylık neşriyatında yer almak için metin, desen, resim ya da çizimden oluşan dosyanı gönder yayınlanma beklentisiyle Cemiyete Sunulsun

Yayınlatmayı düşündüğün dosyan varsa dosyanı gönder, Hüzün Doğrama Cemiyeti'nin toplandığı ilk kurulda başvurun değerlendirilsin ve 1 ay içerisinde hoş gittiniz bileti gönderilsin...

E-Postalar: huzundogramacemiyeti@gmail.com

:huzundogramacemiyeti@enusta.com